Kur'an okumak ibadet mi?
| S. Ebediyye kitabında (Kur’an okumak ibadet değil) denirken, kitabın başka yerlerinde (ibadettir) diye yazıyormuş. Bu yüzden bu kitaba dil uzatıyorlar. İşin aslı nedir? CEVAP S. Ebediyye kitabının büyük bir kısmı, Hanefi mezhebinin en muteber kitaplarından olan Redd-ül muhtar kitabından alınmıştır. Tamamı nakle dayanır. İçinde şahsi fikir yoktur. Kur’an okumakla ilgili kısım da aynen bu kitaptan alınmıştır. Cahiller taat, kurbet ve ibadet ne demek olduğunu bilmedikleri için, böyle mesnetsiz konuşuyorlar. İbni Âbidin hazretleri buyuruyor ki: Kurbet, sevap olan bir şeyi bilerek yapmaktır. Velev ki niyete tevakkuf etmesin. İbadet ise işlenmesi sevap ve niyete mütevakkıf olan şeydir. Beş vakit namaz, oruç, zekat, hac gibi niyete tevakkuf eden her fiil hem kurbet, hem taat, hem ibadettir. Kur`an okumak, vakıf yapmak, köle azat etmek, sadaka vermek gibi niyete bağlı olmayan fiiller, sadece kurbet ve taattır, ibadet değildir. (Redd-ül muhtar, Abdestin sünnetleri bahsi) S. Ebediyye kitabında şöyle bildiriliyor: (Taatlar, niyetsiz veya Allah için niyet ederek yapılınca, sevap hasıl olur. Taat yaparken, Allahü teâlâ için yaptığını bilse de, bilmese de kabul olur. Yani sevap hasıl olur. Bir kimse Allahü teâlâ için yaptığını bilerek taat yaparsa, buna (Kurbet) denir. Kurbet olan işi de yaparken sevap hasıl olması için niyet etmek şart değildir. Sevap hasıl olması için, Allah rızası için niyet etmek lazım olan taate (İbadet etmek) denir. Niyetsiz alınan abdest ibadet olmaz, kurbet olur. Bununla, hadesden taharet hasıl olup namaz kılınır. Görülüyor ki, her ibadet, kurbettir ve taattır. Kur`an-ı kerim okumak, vakf, köle azat etmek ve sadaka ve Hanefi mezhebinde abdest almak ve benzerleri yapılırken sevap hasıl olmak için, niyet lazım olmadığından, kurbettirler ve taattırlar. Fakat, ibadet değildirler. Taat veya kurbet olan bir iş yapılırken, Allah için niyet edilirse, ibadet yapılmış olur.) Demek ki, taat ve kurbet olan bir iş, Allah rızası için niyet edilirse o zaman ibadet oluyor. Bu bakımdan niyetsiz abdest almak ibadet olmuyor. Allah rızası için abdest almaya niyet edilirse o zaman ibadet oluyor. Bir kâfir de elini yüzünü yıkar aynen abdest alır gibi yapabilir. Onunki ibadet olmaz. Bir kâfir de Kur’an okuyabilir, ama Allah rızası için olmayınca ibadet olmaz. [Zaten Hempher gibi bazı İngiliz ajanlarının, misyoner ajanların imamlık hadiseleri, abdest alıp namaz kılar görünmeleri, cemaate namaz kıldırmaları, Kur`an okumaları meşhurdur. Bunları ya cemaate sonradan söyleyip namazlarınızı kaza edin diye gülmüşler veya bunları kitaplarında, hatıralarında yazmışlardır.] Bu inceliği cahiller bilmediği için S. Ebediyye kitabına dil uzatıyorlar. Niyetsiz Kur’an-ı kerim okumanın ibadet olmadığı İbni Âbidin namazın sünnetleri kısmının niyet bahsindedir Dinlemek daha sevaptırSual: Bazı kimseler, (Sabah akşam okunan Hüvallahülleziyi, gece okunan Amenerresülünü, imamın okuması yetmez, herkesin kendisi okuması gerekir) diyorlar. Okunan Kur’anı dinlemek, okumaktan daha sevap olmaz mı? CEVAP Evet dinlemek daha sevaptır. Okumak sünnet, dinlemek farzdır. Nafileler ve sünnetler, farzın yanında, deniz yanında damla gibi bile değildir. Başkası için namaz kılamayız, oruç tutamayız ama, Kur’an okuyup, sadaka verip sevabını ona bağışlayabiliriz. Bir sevabı kazanmak için illa onu kendimizin yapması gerekmez, başkası bizim için yaparsa bize de sevap olur. Mesela bir hadis-i şerif meali şöyledir: (Bir müminin kabrini ziyaret ederken, Allahümme inni eselüke-bi-hurmet-i Muhammed aleyhisselam en la tüazzibe hazelmeyyit derse, o ölünün azabı kıyamete kadar kaldırılır.) [Etfal-ül müslimin] İmam-ı Rabbani hazretleri buyuruyor ki: Ölülere, dua ile, istiğfar etmekle, onun için sadaka vermekle yardım etmek, imdatlarına yetişmek gerekir. İbrahim aleyhisselam, (Ey Rabbimiz, [kıyamette] hesap için ayağa kalkıldığı gün, beni, ana-babamı ve bütün müminleri mağfiret eyle) diye dua etmiştir. (İbrahim 4) Bir müminin duası ile diğer müminlerin günahları affediliyor ki, böyle dua edilmesi emredilmiştir. Yine her gün namazda, (İbadillahissalihin) diyerek müslümanlara dua ediyoruz. Faydası olmasaydı, her tehıyyatta bunun okunması emredilmezdi. Bir müminin cenaze namazı kılınırsa veya onun için dua ve istiğfar edilirse ölünün günahlarının bir kısmı veya tamamı affolur. Birkaç hadis-i şerif meali: (Bir müslüman ölür de, üç saflık bir cemaat namazını kılarsa, o mevta Cennete girmeye hak kazanır.) [Tirmizi, Ebu Davud] (Ölmüş ana babanız için dua ve istiğfar edin!) [Hakim] (Sadaka veren kimse, sevabını müslüman ana-babasına da niyet ederse, verdiği sadakanın sevabı, onlara da gider, kendi sevabından da bir şey eksilmez.) [Taberani] (Bir kimse, başkasının yerine oruç tutamaz, namaz kılamaz; fakat onun orucu ve namazı için fakiri doyurur.) Tatarhaniyye’de, (Sadaka veren kimse, sevabının bütün müminlere verilmesi için niyet ederse, kendi sevabından hiç azalmadan, bütün müminlere de sevabı erişir. Ehl-i sünnet mezhebi böyledir) buyuruldu. (Redd-ül Muhtar) Demek ki, birisi sadaka verse, sevabını bize bağışlasa biz de sevap kazanırız. Birisi Kur’an-ı kerim okusa biz de dinlesek, biz de okumuş sayılırız ve okuma sevabından daha fazla alırız. alıntı |
